FİZİKİ YAPISI

COGRAFYA (FİZİKİ YAPISI)
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Şanlıurfa, doğuda Mardin, batıda Gaziantep, kuzeybatıda Adıyaman, kuzeydoğuda Diyarbakır illeriyle çevrilidir. İl'in güneyinde 789 km'lik Türkiye-Suriye sınırı uzanır. Yüzölçümü 18.584 kilometre kare olup genelde bir ova görünümündeki il merkezinin rakımı 518 m'dir.

Şanlıurfa kontinental (kara) iklim özelliği gösterir. Yazları çok kurak ve sıcak, kışları bol yağışlı, nispeten ılıman geçmektedir. Şanlıurfa matematik konum itibariyle Ekvatora daha yakındır. Deniz etkisinden uzak bir bölgede bulunmaktadır. Bu nedenle Kontinental iklim özelliği ağır basmaktadır. Bu özellik sıcaklık ve yağış bakımından kendisini göstermektedir. İlimizde en yüksek sıcaklık 46.8 C (Temmuz); en düşük sıcaklık ise -12,4 (Şubat) olarak ölçülmüştür. Şanlıurfa’da en soğuk -12.4 C (Şubat) ölçülmüştür. Şanlıurfa’da yıllık ortalama yağış 462 mm olarak hesaplanmıştır. Yıllık ortalama sıcaklık 18.6 C, buharlaşma 2048 mm, rüzgar hızı 2.8 m/sn’dir. Karlı ve don olan günlerin sayısı oldukça azdır.

Dağlar
Şanlıurfa ili, konum itibarıyla Arap Platformu'nun kuzey bölümleri ile Gü­neydoğu Torosların orta kısmının güney etekleri üzerinde yer almaktadır. ilin kuzeyinde bulunan dağların yükseklikleri düşüktür. Dağlar arasında geniş ovalar yer alır. II'deki başlıca dağlar; Karacadağ (1938 m), Tektek (449 m), Susuz (801 m), Takur Tukur, Germuş (771 m), Nemrut (800 m), Şebeke (750 m) ve Arat (840 m) Dağlarıdır.

Akarsular
İlin en önemli akarsuyu Fırat ırmağı'dır. Diğer akarsulardan bazıları Cü­lap, Çeltik, Pınar, Pamuk, Zengeçur, Aslanlı, Karabağ, Bahçecik, Hamdun, Necarik, Titriş, Zadeli, Giresav, Halfeti, Pınarbaşı, Süleyman, Mizar, Bamya­suyu, Kehriz, Germuş, Açık Su, Halilürrahman, Direkli ve Mercihan olarak sayılabilir.

Şanlıurfa kenti içinde gölolarak nitelendirilen Halilürrahman ve Aynızeli­ha olmak üzere iki göl mevcuttur. Hz. ıbrahim'in ateşe düştüğü yerde oluşan bu iki göl şehir merkezinin güney batısında yeralmaktadır. Hz. ıbrahim'in düştüğü yer, Halil'ür Rahman Gölü'dür. Rivayete göre; Nemrut'un kızı Zeli­ha da ibrahim'e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atmış ve düş­tüğü yerde Aynzeliha Gölü oluşmuştur. Bu göller içerisindeki balıklar kutsal sayıldığından yenilmemekte olup, dünyanın her tarafından gelen ziyaretçile­rin uğrak yeri olmaktadır.

Ayrıca GAP Projesi ile yapayolarak oluşturulan Atatürk Baraj Gölü Tür­n en büyük baraj gölü olup, il sınırları içinde bulunmaktadır.

Ovalar
Şanlıurfa ili, genelolarak plato görünümünde olup başlıca ovaları şun­lardır: Harran, Suruç, Viranşehir, Hilvan, Ceylanpınar, Bozova ve Siverek ovalarıdır.

NÜFUS
2000 yılı genel nüfus sonuçlarına göre Türkiye toplam nüfusu 67.844.903 kişidir. Bu nüfusun %9,7’si GAP bölgesi sınırları içinde yaşamaktadır. GAP bölgesi içinde en büyük nüfusa %21,8 ile Şanlıurfa ili sahiptir. Merkez ilçe ise il nüfusunun %37’sini oluşturmaktadır. Türkiye sıralamasında nüfus bakımından Şanlıurfa 9. sıradadır.

YILLARA GÖRE TOPLAM NÜFUS (bin kişi)

  1975 1980 1985 1990 2000
Türkiye 40348 44737 50664 56473 67845
Gap 3213 3568 4304 5158 6604
Şanlıurfa İli 597 603 795 1001 1443
Merkez İlçe 192 207 273 372 534

Kaynak: D/E GAP İlleri İstatistik/eri 1950-1996, DIE GAP Il/eri İstatistik/eri 1996-1998, DIE 2000 Genel Nüfus Sayımı Geçici Sonuçları

Yaş grupları açısından bakıldığında, GAP Bölgesi, Şanlıurfa ili ve merkez ilçe nüfuslarının %40’tan fazlası 0-14 yaş grubuna dahildir. 65 yaş üstü nüfus verilen değerlendinildiğinde, gerek Şanlıurfa ilinde gerekse Merkez ilçede bu yaş grubunda kalan nüfusun, Türkiye ortalamasının çok altında kaldığı gözlenmektedir. Bu çerçevede Şanlıurfa görece genç bir nüfusa sahiptir.

NÜFUSUN ÜÇ ANA YAŞ GRUBU İTİBARİYLE DAĞILIMI (%)

  0-14 15-64 65+
Türkiye 20,9 64,5 5,6
Gap 41,2 54,7 4,1
Şanlıurfa İli 44,2 53,2 2,6
Merkez İlçe 42,5 54,9 2,6

Kaynak: Şanlıurfa İl Geliştirme Planı Çalışmaları 2003, Prof. Dr. Melih Ersoy, Doç. Dr. H. Tarık Şengül

TÜRKİYE, BÖLGE, ŞANLIURFA İLİ NÜFUSLARI CİNSİYETE GÖRE DAĞILIMI (%)

    1990 2000*
TÜRKİYE Kadın 49,3 5,6
Erkek 50,7 4,1
BÖLGE Kadın 48,9 49,7
Erkek 51,1 50,3
ŞANLIURFA iLİ Kadın 48,3 48,1
Erkek 51,7 51,9

(Kaynak: DIE, Genel Nüfus Sayım)

TARİHÇE

Urfa tarihinin Paleolotik çağa kadar (M.Ö. 500.000 - 8.000) uzandığı tespit olunmuştur. Kazılarda neolitik çağ (M.Ö. 7250 - 5500), kalkolitik çağ (M.Ö. 5500 3200) ve ilk tunç çağına ait (M.Ö. 3200 - 1800) çok sayıda değerli eserler ele geçirilmiştir.
Belgelere dayanmayan bazı iddialara göre Urfa, ilk defa şehirler kuran İdris Peygamber veya Tufan'dan sonra Nuh Peygamber zamanında kurulmuştur. Ebul Faraç bu görüştedir.

 

Urfa bölgesi; Sümer - Akat - Hitit, Babil - Kalde, Hurri - Mitanni, Aram - Asur, Med ve Pers hakimiyetlerini görmüştür. M.Ö. II. bin Hitit vesikalarında geçen Ursu'nun ve Asur vesikalarında geçen Ruhua veya Ru'ua'nın, bugünkü Urfa olduğu söylenmektedir. Şehir; Ur, Kalde Ur'u, Harran Ur'u, Orhei, Orhay, Vurhai, Edessa, Diyar Mudar, (Bölge ile beraber) Ruha, Reha ve Urfa adlarını almış, en son Şanlıurfa olmuştur.
Makedonya Kralı Büyük lskender doğu seferi sırasında Urfa' ya hakim olmuştur. (M.Ö. 332).

Bu devir, M. Ö. 132'de ASRAANE krallığı ile son bulmuştur. M. S. 250 yıllarına kadar devam eden Osroane Krallığı dönemi Hıristiyanlık açısından büyük önem taşımaktadır. O çağın Osroane Kralı Abgar Ukomo'nun (Kara Abgar) dünyada Hristiyanlığı resmi din olarak kabul eden ilk krallardan olduğu, Hz. lsa ile mektuplaştığı ve Hz. lsa'yı dinini yaymak üzere Urfa'ya davet ettiği bilinmektedir. Bu davet üzerine Hz. lsa yüzünü sildiği mendile çıkan mucizevi resmini ve Urfa'yı kutsadığına dair bir mektubunu Abgar Ukomo'ya göndermiştir. Bu nedenle Urfa'ya Hıristiyanlarca bugün bile "Kutsal Şehir" denilmektedir. Hıristiyanlık aleminde kutsal sayılan bu mendilin uzun süre Urfa'yı düşmanlardan koruduğuna inanılmış. M.S. 944 yılında Bizans İmparatorunun doğudaki kuvvetlerinin komutanı Ioannes Kurkuas Urfa üzerine yürüyerek Hz. İsa'nın bu mucizevi resmini almayı başarmış ve onu büyük bir törenle İstanbul'a götürmüştür.

Hristiyanlığı ilk yıllarında kabul eden Urfa, Müslümanlığı da ilk yıllarında kabul etmiştir. (M.S. 639). Selçuklu Sultanı Alpaslan'ın 1071 yılında şehri kuşatmasına kadar birçok siyasi ve dini hareketlerin olduğu Urfa' da bağımsız bir Haçlı Kontluğu (M.S. 10981144) kurulmuştur. 1144 yılında İmadeddin Zengi, 1 182'de Selahaddin Eyyübi Urfa'ya hakim olmuştur.
1240 ve 1250 yıllarındaki iki Moğol yağmasından sonra 1260 yılında Hülagü Han bölgeyi yakıp yıkmıştır.



Urfa 1404 tarihinde Akkoyunluların, 1514 yılında Safevilerin eline geçmiş ve 1517 yılında Osmanlı İmparatorluğuna dahil olmuştur.
24 Mart 1919'da İngiliz, 30 Ekim 1919'da Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Fransızlara karşı başlatılan direniş ve savaş 11 Nisan 1920'de şehir halkının zaferiyle sonuçlanmıştır.

 

 

NEDEN PEYGAMBERLER ŞEHRİ?

Hz. İBRAHİM

Rüyasında hükümdarlığının elinden gittiğini gören Kral Nemrut'un bu rüyası kahinler tarafından: "... Bu yıl bir çocuk doğacak, senin putperest dinini ortadan kaldıracak ve Krallığına son verecek" şeklinde yorumlanır. Bunun üzerine Nemrut o yıl doğan ve doğacak olan bütün çocukları öldürtmeye karar verir. Hz. İbrahim' e hamile olan Nuna, hamileliğini herkesten gizleyerek Hz. İbrahim'i bir mağarada gizlice doğurur.
Hz. İbrahim bu mağarada 7 yaşına kadar herkesten gizlice yaşadı. 7 yaşından sonra mağaradan çıkarılıp baba evine getirilen İbrahim büyüyünce Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye başladı. Gerçek tanrının putlar değil bütün kiiinatı yaratan tek Allah olduğunu anlatmaya çalıştı. Bunun üzerine Nemrut, Hz. İbrahim'i yakalatarak Urfa kalesinin bulunduğu tepeden ateşe attırdı. O anda Allah tarafından ateşe "Ey ateş İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verildi. Ateş su, odunlar balık oldu. Hz. İbrahim sağ salim olarak bir gül bf1hçesinin içerisine düştü.
Onun düştüğü yerde oluşan Halil-ür Rahman ve Aynzeliha gölleri ile içerisindeki balıklar bugün dünyanın her tarafından gelen insanlarca ziyaret edilmektedir. Ayrıca Hz. İbrahim'in doğduğu mağara, bu göllerin yakınındaki Mevlid-i Halil Camii içerisinde olup ziyarete açık tutulmaktadır.

Hz. EYYUB

Allah, Urfa' da yaşayan Eyyüb peygamberin kendisine bağlılığını göstermek için önce mallarını ve çocuk1arını elinden aldı ve daha sonra kendisine ağır bir hastalık verdi. Hasta yattığı mağarada bütün vücudunu kurtlar kapladı. Eyyüb peygamber bütün bunlara rağmen Allah'a isyan etmedi. Allah'a ibadetten geri kalmadı, sabır ve şükür gösterdi. Allah onun bu sabrına karşılık olarak sıhhatini ve malını geri verdi. Hz. Eyyüb bu nedenle sabır örneği olarak kabul edilir.
Hz. Eyyüb'un hastalık çektiği mağara ve kutsal suyu ile yıkanarak şifa bulduğu kuyu bugün Urfa'nın Eyyüb Peygamber semtinde ziyaret edilmektedir.
Hz. Eyyüb'ün mezarı, Urfa'nın Viranşehir ilçesine 20 km. uzaklıktaki Eyyüb Nebi köyündedir. Bu köy, bir peygamberler köyü gibidir. Eyyüb Peygamberin Türbesi, Hanımı Hz. Rahme'nin Türbesi ve Elyasa' Peygamberin vefat ettiği yer buradadır.

Hz. ELYASA

Elyasa' peygamber Eyyüb peygamberi ziyaret etmek ister. Uzun yıllar arar, sonunda bulunduğu yere yaklaştığını bilmemektedir. Karşısına şeytan çıkar. Daha çok uzakta olduğunu söyler. Elyasa peygamber yaşlanmıştır. Dua eder Allah ruhunu alır. 1 Km. kala O'na ulaşamadan vefat etmiş olduğu yer bu köydedir

Hz. ŞUAYB


Şuayb Peygamber'in Urfa'nın 85 km. doğusundaki tarihi Şuayb şehrinde yaşadığına inanılmaktadır. Bu tarihi kent kalıntıları arasındaki bir mağara ev O'nun makamı olarak ziyaret edilmektedir. (Bakınız Şuayb şehri)

 

 


Hz. NUH

Tufandan sonra, Hz. Nuh'un gemisinin Urfa ile Ceylanpınar (Re'sulayn) arasındaki Cudi dağına indiğine inanılmaktadır. Bu dağ deniz dalgalarını andıran çok değişik bir yüzey şekline sahiptir. Yöre halkı bu konuda çok kesin kanaate sahiptirler. Bu yer Soğmatar ve Şuayb şehir ile aynı mevkidedir.
Ancak başka bir Cudi dağı da Urfa' nın güneyinde Nemrud'un tahtına 20-25 km. mesafededir. (Bakınız Cudi şehri)

Hz. MUSA

Günümüzde Yağmurlu Köyü olarak adlandırılan tarihi Soğmatar kenti içerisinde, Hz. Musa'nın Kuyusu ve Asa' sının izi diye ziyaret edilen iki makamı vardır.

Hz. LUT

Hz. İbrahim'in kardeşi Harran'ın oğludur. Lut Hz. İbrahim ile birlikte göç etmiş ve peygamberlik ile görevlendirileceği Sodom'a gitmiştir. Urfa' da doğmuş ve ilk çocukluğu Hz. İbrahim ile beraber geçmiştir.
Onunla beraber Harran'da da yaşamıştır

Hz. YAKUP

Urfa' nın güney batısında Deyr Yakup - Nemrud'un Tahtı denilen yapıda misafir kalmıştır. Bu yer şehre 1O km. mesafededir. (Bakınız Nemrud'un Tahtı)

TARİHİ MEKANLAR

 

CAMİİLER VE MEDRESELER

 

Rızvaniye Camii

Halil-ür Rahman Gölü'nün kuzey kenarı boyunca yaralan bu cami, Harim kapısının üzerindeki kitabede, Os­manlıların Rakka Valisi Rıdvan Ahmet Paşa tarafından 1736 yılında yapıldığı yazılıdır. Cami avlusunun üç tarafı, medrese odaları ile çevrilmiştir.

Rıdvaniye Camii, Bizans dönemine ait St. Thomas Kilisesi’nin yerine inşa edilmiştir. Enine diktörgen planlı yapı mihrap duvarı boyunca sıralanan üç kubbe ile örtülüdür. Üç gözlü son cemaat yeri, önde iki sütuna, yanlarda duvarlara oturan üç kubbe ile örtülüdür. Yanlardaki kubbeler yarım kubbelerle örtülmüştür.

Rızvaniye Medresesi

Rızvaniye Camii avlusunu çevreleyen önleri revaklı odalardan meydana gelmiştir. Avlunun kuzeyindeki dershane-mescit’in güneye bakan cephesi üzerindeki kitabede medresenin Ahmet Paşa tarafından H.1149/M.1736 tarihinde yaptırıldığı yazılıdır. Rızvaniye Camii’nin harim kapısı üzerindeki kitabede de caminin H.1149/M.1736 tarihinde yaptırıldığı yazılıdır. Yani cami ve medrese aynı tarihte yaptırılmıştır.

Medresede inşa malzemesi düzgün kesme taş kullanılmıştır. Avlunun kuzey kenarı ortasındaki kubbeli dershane mescit hariç, medresedeki tüm odalar beşik tonozlarla örtülüdür. Avlunun güney kenarında (cami hizasında) caminin sağında beşik tonozlu üç oda, solunda büyük bir oda yer alır. Avlunun doğu kenarında 7 oda bulunur. Kuzey kenarında ortada kubbeli dershane mescit, mescidin doğusuna bitişik beşik tonozlu bir eyvan, eyvanın doğusunda 7 oda, dershane mescidin batısında 8 oda yer alır. Avlunun batısında 9 oda bulunmaktadır. Tüm odalar ocak nişlidir. Medresenin mutfağı avlunun kuzey batı köşesinde, tuvaletleri kuzey doğu köşesinde yer almaktadır. Medrese toplam 34 adet beşik tonozlu oda, l adet kubbeli dershane mescit, bir eyvan, bir mutfak ve tuvaletler bulunmaktadır.

Cami ile dershane mescit arasındaki seki, yazlık namazgah olarak yapılmıştır. Sekinin güneyine bitişik kare bir havuz bulunmaktadır. Medrese avlusu çiçeklik ve bahçe olarak dekore edilmiştir. Rızvaniye Camii ve Medresesi 1992-93 yıllarında Şanlıurfa Valiliği Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) tarafından restore edilmiştir.

 

Halil-Ür Rahman Camii

Eyyubilerden melik eşref muzafferüddin musanın emriyle 1211 yılında yaptırıldığı kitabede yazılıdır bu camii medrese mezarlık ve efsaneye göre h.z. İbrahim ateşe atıldığında düştüğü makamdan meydana gelmiş bir külliye halindedir. Halk arasında “döşeme“ camii ve makam camii olarak ta adlandırılan Halil – ür rahman camii nin Bizans devrine ait Meryem ana kilisesinin yerine inşaa edildiği bazı kaynaklarda geçmektedir.

 

Ulu Camii

Urfa merkezindeki camilerin en eskilerindendir. Ulu camii, bazı kaynaklardan aldığımız bilgilere göre eski bir sinagog iken m.s. 5. yy. başlarında aziz stephanos kilisesi adını alan ve kırmızı renkteki mermer sütunlarının çokluğu nedeniyle “ kızıl kilise “ olarakta adlandırılan bir Hıristiyan kilisesi yerine inşa edilmiştir. İnşa kitabesi bulunmadığından yapılış tarihi ve kim tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.

Eyyübi Medresesi

Ulu Caminin doğusuna bitişik olan Eyyübi Medrese­sinden günümüze sadece Miladi 1191 tarihli kitabesi kalmıştır. Bu kitabe 800 yıllık olup Urfa' da günümüze kalan çok önemli eserlerden biridir. Aynı yerde bu­gün görülen tek eyvanlı medrese, Eyyübiler devri  medresesinin üzerine1781 tarihinde Nakibzade Hacı İbrahim Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Medrese eyvanının doğusunda tonozlu, batısında kubbeli büyük bir oda yer almaktadır kubbeli odanının batısında medresenin kütüphanesi olduğu anlaşılan bir oda daha bulunmaktadır.

Medresenin güney duvarında 1781 tarihinde Firuz Bey tarafından yaptırılan çeşme bulunmaktadır.

Fırfırlı Camii (Kilise)

Vali Fuat Bey Caddesi (Yeni Yol) üzerinde yer alan  ve halk arasında ''Fırfırlı Kilise'' olarak anılan bu yapının esas adı ''Oniki Havari Kilisesi'' olup, ki­tabesi bulunamadığından inşa tarihi bilinmemektedir.

Yapı apsise dikey üç nefti bazilikal planlıdır. Orta nef dört tromplu kubbe, yan nefler dörder çapraz tonozla örtülüdür. Yan neflere nazaran daha geniş tutulan orta nefin girişten itibaren üçüncü kubbesinin kasnağı 24 adet pencerelidir. Yapıdaki kubbe ve tonozlar ortada bazalt taşından yapılmış mukarnas başlıklı yuvarlak sütunlara, yanlarda du­vara bitişik olarak kesme taştan yapılmış yarım sü­tunlara otururlar. Yarım sütunlar dış cephelerde de birer dekorasyon unsuru olarak görülür.

Apsis, camiye çevrilme işlemi sırasında dolduru­larak pencereye dönüştürülmüştür. Apsisi ve iki yanında yer alan pastoforion hücreleri dışarıdan çıkıntı halindedir. Batı cephedeki giriş kapısı, içeri­den yarım kubbeli, dış cepheden sivri kemerli olup, pembe mermer taşından yapılmıştır. Kapının üze­rinde Dabbakhâne Camii'ndeki mükebbireyi andırır biçimde üç cepheli ve üç pencereli bir balkon bulu­nur. Urfa'daki diğer kiliselerde rastladığımız nart­hex ve gynakaion bölümleri bu yapıda yoktur.

 

Yapının özellikle batı cephesindeki ve köşe kule­lerindeki muhteşem taş işçiliği dikkat çekicidir. Kilise camiye çevrilirken güneydeki pencereler­den biri, mihrap haline getirilmiş ve güney duvarın ortasında bulunan yarım sütunun önüne taş minber yapılmıştır. Mihrap üzerinde yer alan kitabedeki tarihten, kilisenin h. 1376 (1956) tarihinde camiye çevrildiği anlaşılmaktadır. Kilise camiye çevrilme­den önce, bir süre cezaevi olarak da kullanılmıştır.

 

Nimetullah Camii

1500 Yılı başlarında Urfa sancak beylerinden nimetullah bey tarafından inşa ettirilmiştir plan itibariyle Edirne üç şerefeli camii ile tam bir benzerlik göstermektedir.

 

Hasan Padişah Camii

Eşdeğerde çok kubbeli camiiler grubuna giren hasan padişah camii 15. yy. ikinci yarısından akkoyunlu devleti sultanı uzun hasan bey tarafından toktemur mescidinin batısına bitişik olarak yaptırılmıştır.

 

 

Selahattin Eyyubi Camii

Vali Fuat Bey Caddesi ( yeni yol) üzerindeki bu yapının yerinde 457 yıllarında piskopos nona tarafından yaptırılan aynı zamanda adalet sarayı olarakta kullanılan ve kırmızı renkteki 32 adet mermer sütunu ile ünlü vaftizci aziz Yahya kilisesi bulunmaktaydı. Restore edilerek Selahattin eyyubi camine dönüştürülen bugünkü mevcut yapının adı geçen kilise üzerine 18. yy. başlarında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Yapı 19. yy. başlarında Restorasyon görmüş ve batı cephesinde değişiklikler yapılmıştır.

 

 

HANLAR

Hanlar

Urfa'da Osmanlı döneminden kalma çok sayıdaki hanın en güzel örnekleri Gümrük Hanı, Hacı Kamil Hanı, Mençek Hanı, Topçu Hanı, Millet Hanı ve Barutçu Hanla­rıdır.

Gümrük Hanı

Evliya çelebi seyahatnamesinde “ yetmiş hanı “ adıyla, bazı kaynaklarda ise iki renkli taşlarından dolayı “alaca“  han adıyla geçen gümrük hanı Şanlıurfadaki en güzel ve anıtsal örneklerindendir. Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman zama­nında 1562 yılında Behram Paşa, tarafından yaptınlmiştır.  Avlusun­ dan  Halil-ür Rahman suyu geç­mektedir. İki katlı bu hanın üst katındaki odalarda terziler çalışmakta, avlusunda çayhaneler bulun­maktadır.

 

Bedesten (Kapalı Çarşı)

Gümrük Hanın güneyine bitişik, bir çarşıdır. Bu çarşıda mahalli ka­dın ve erkek giysileri, yaşmak puşu gibi başörtüleri ve yöresel kıyafetler satılmaktadır.

Sipahi Pazarı

Bedestenin batısına bitişik kapalı bir çarşıdır. Bu çarşıda halı, kiIim, keçe gibi yaygılar ile Kürk ve Heybe gibi el sa­natları ürünleri satılmaktadır. Eski tarihi özelliğini aynen muhafaza etmektedir

Millet Hanı

Şehir surlarının Samsat kapısı dışındadır. Şehre gelen kervanların şehre henüz girmeden konaklamaları amacıyla inşa edilmiştir. İnşa tarihi bilinmemektedir. Kapladığı alan bakımından Türkiye'nin en büyük hanlarındandır.

Kesme taşlardan inşa edilmiş olan yapının geniş avlusun çevresinde, ortasından kalın payelerle bölünmüş, birbiriyle bağlantılı, çapraz tonozlarla örtülü, arka duvarlarında yemlikler bulunan geniş mekanlar yer alır. Tavanda zikzak biçiminde havalandırma delikleri bulunmaktadır. Bu mekânlar yer yer aralarında duvarlarla bölünerek odalara dönüştürülmüştür. Avlunun güney kenarının doğu kesimi yıkılmış olup, toprak dolguludur.

“Alman Yetimhanesi” olarak kullanılan yapının, eski fotoğraflarında iki katlı olduğu ve güney cephenin batı köşesindeki portal üzerinde bir kitabe ve bunun sağında ve solunda birer aslan kabartmasının yer aldığı görülmektedir. İkinci kat, günümüzde tamamen yıkılmıştır.

 

Çarşılar

Çarşı sözcüğü farsça “ çehar“ (dört) ve Arapça “suk“ (sokak) kelimelerinin birleşmesiyle dilimize geçmiştir. Türkçede dört taraflı Pazar yeri, sağında ve solunda dükkânlar bulunan sokak anlamındadır.

 

 

Boyahane

İplik ve kumaş boyama sanatının yapıldığı bir yer altı çarşısıdır. Ortasından halili-ür rahman suyunun aktığı bu çarşı boyama sanatının terk edilmesi nedeni ile 40 yıl önce kapatılmıştır.

 

 

Hüseyniye Çarşıları

Çarşı hartavizade hafız Muhammed selim efendinin oğlu Hüseyin paşa tarafından yaptırılmıştır. Hüseyniye çarşıları inşa edildiği tarihlerde halı, kilim, keçe ve benzeri yaygıların satıldığı yer olarak kullanılmıştır. Bir ara yemenici pazarı olarak kullanıldıktan sonra son olarak bakırcı esnafına tahsis edilmiştir.

 

 

Kınacı Pazarı

Çarşının iki yanında beşik tonoz örtülü olarak sıralanan dükkânlar günümüzde kuyumcular çarşısı olarak faaliyet vermektedir.

 

 

 

KÖPRÜLER VE DERELER

Karakoyun Deresi

Urfa'nın kuzey batısından doğan, şehir içerisinden geçerek Harran ovasında Cüllap Irmağıyla birleşen Ka­rakoyun deresi, günümüzde kurumuş bir durumdadır.

Karakoyun Deresi Köprüleri

Karakoyun Deresi üzerinde batıdan başlamak üzere doğuya doğru Hızmalı Köprü, Millet Köprüsü, Su Ke­meri,Samsat Köprüsü (Eski Köprü), Hacı Kamil Köp­rüsü, Beg Kapısı Köprüsü ve Demir Köprü bulunmak­tadır. Son iki köprü] 1996' da dere ıslahı sırasında DSİ tarafından yıktırılmıştır.

Hızmalı Köprü

Urfa' daki köprülerin en güzellerindendir. Halk ara­sında anlatıldığına Karakoyunlu Türk Beyliği Hüküm­darlarından birinin kızı Sakine Sultan tarafından Hac yolculuğu sırasında yaptırılmıştır. Köprünün orta aya­ğının doğu cephesinde Kitabede 1843 tarihinde tamir ettirildiği yazılıdır. Sakine Sultan'ın ve çocuklarının mezarı dere üzerindeki su kemerinin kuzeyindedir. Bakıma muhtaçtır. vilayetin veya belediyenin buraya sahip çıkması gerekir.

Karakoyun Su Kemeri

Millet Köprüsü ile Samsat Köprüsü arasındadır. Bi­zans İmparatoru Justinyen tarafından 525 senesinde yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

 

Millet Köprüsü

Millet hastanesin (bugünkü devlet hastanesi ) karakoyun deresi üzerinden yol  vermesi nedeniyle bu isimle anılan köprünün güney girişindeki kapının üçgen alınlığında yer alan kitabede“ ali saip köprüsü, sene 1341 ,“ yazılıdır ( m. 1922 ) yazılıdır. Bu kitabe inşa tarihi ile ilğili olmayıp, köprü çok daha eski tarihlidir  Urfa kurtuluş savaşında Fransızlarla yapılan son anlaşmanın bu köprü üzerinde gerçekleştirilmesinin anısını yaşatan bu kitabeye , o zamanın jandarma komutanı ali saip beyin adı yazılmıştır

 

 

 

Hamamlar

Şanlıurfa merkezinde Osmanlı döneminden kalma ve halen işler durumunda veli bey, sultan, vezir, cıncıklı, eski arasa, serçe ve şaban adlarında yedi adet hamam bulunmaktadır bu hamamlar soğukluk ( camekan ) , ılıklık ve sıcaklık olmak üzere geleneksel Osmanlı hamamları planında inşa edilmiştir. Bunlardan sultan ve vezir hamamları plan bakımından tam bir benzerlik gösterirler cıncıklı ve velibey hamamları ılıklı kısımlarının üç bölümlü oluşuyla, serçe hamamı beş eyvanlı sıcaklık bölümüyle, şaban ve eski arasa hamamları ılıklık kısımlarının yanlara alınmış olmasıyla farlılık göstermelerine rağmen şema itibariyle ortak özelliklere sahiptir.

 

 

ÇEŞMELER

 

Emencekzade Çeşmesi

Çeşmenin kitabesinde 1723 tarihinde emencekzade lakaplı bir hayırsever tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır bu çeşme aynı zamanda karakoyun deresi üzerindeki su kemeri vasıtasıyla şehre gelen kerhiz suyunun çevredeki camii hamam ve evlere dağıtımının yapıldığı “taksimiye “ görevini de görmekteydi.

 

 

Firuzbey Çeşmesi

1781 Yılında yıldız meydanındaki eyyubi medresesinin yerine firuz bey tarafından yaptırılmıştır.

 

 

Hekimdede ÇEŞMESİ

Kare planlı ve bitişik tonozlu bu çeşme iki cepheli olması bakımından Şanlıurfa da tek örnektir. (1708)

 

 

Şeyh Saffet Çeşmesi

1891 Tarihinde 58 meydanında şeyh saffet tarafından yaptırılmıştır.

 

 

Şanlıurfa Kalesi

Kent merkezinin güney batı kesiminde Halil-ür rahman ve aynzeliha göllerinin güneyinde ve göllere hakim bir tepe üzerinde kurulan iç kalenin doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili olup, kuzey yönü sarp kayalıktır. 814 (Abbasiler dönemi) yılında şehir surlarının yeniden inşa edilmesi sırasında kaleninde inşa edildiği tahmin edilmektir. kalenin içme suyu   gizli  bir   tünel  ile  aşağıdaki  aynzeliha kaynağından temin edilmekteydi. Kalede Bizans ve İslami dönemlere ait temel halinde çok sayıda yapı kalıntısı bulunmaktadır bu yapılarda